Öfke Kontrol Yöntemleri

Öfkemizi Kontrol Edebilir miyiz?

Herhangi bir kimse öfkelenebilir. Bu kolaydır.

Ne var ki;

Doğru insana

Doğru derecede

Doğru zamanda

Doğru maksatla ve

Doğru biçimde öfkelenmek,

İşte bu zordur. ARİSTO

ÖFKENİN İFADE EDİLİŞİ

Her insanın öfkeyi ifade ediş tarzı farklıdır.

A- Öfkenin İçe Yönelmesi:

Bazı kişiler öfkelerini ifade etmekte zorlanırlar. Kendilerine ait kuralları ve ölçüleri olması nedeniyle, böyle kişiler öfkelerini ifade etmeye engel koyarlar. Bu kişilerin öfke tepkileri genellikle somurtma, küsme, surat asma gibi edilgen tepkilerdir.

B- Öfkenin Dışa Yönelmesi:

Öfkenin dışa yönelmesi, öfke duygusunun sözel olarak ifade edilmesidir. Ancak bu ifade bir volkanın patlamasına benzer ve kontrolsüzdür. Öfkelerini bu biçimde ifade eden kişiler için ilişkilerinde sorun yaşamaları, herhangi bir topluluktan ya da toplumdan dışlanmaları kaçınılmazdır.

C- Öfkenin Kontrol Edilmesi:

Öfkenin kontrollü biçimde ifade edilmesidir. “Öfkemi amacıma ulaşmayı engellemeyecek bir tarzda nasıl ifade edebilirim?” sorusunun yanıtı üzerinde düşünmek, kişinin öfke duygusunu kontrol etmesine yardımcı olur.

Öfkenin ifade edilme şekli ve kontrolü kültürel özelliklere ve beklentilere, öğrenilmiş davranışlara, ailenin davranış şekillerine, eğitim durumuna, yaşa ve cinsiyete göre değişmektedir .

ÖFKE ANINDA İLKYARDIM TEPKİLERİ

1- Eğer Öfke durumundaki kişi sizseniz; öfke anında ne tür tepkiler gösterdiğinizi araştırın..

2- Normal bir duygu olduğunu kabul edin..

3- Gereksinmeleri karşılanmamışlar saldırmaya hazırdır..

4- Öfke yaşayan birinin konuşmasına izin verin..

5- Öfkeli olan bireye “öfkemi kontrol edebilirim!..." duygusunu aşılayın.

6- Çatışma ortamından birkaç dakika uzak kalın.

7- Öfke anında öfkeli bireyin dikkatini başka yerlere çekin.

8- Kızgın ve öfkeli birey uygun davranamaz.Yanlış anlar, iletişimi güçtür.

Böyle durumlarda;

a. Dinleme becerisini kullanın.

b. Israrcı olmayın, sakin davranın.

c. Sakin olun, “uygunsan dinlemeye hazırım” mesajını verin.

d. Az ve öz konuşun.

9- Eğer bir öneri varsa hemen verin.

10- Öfkeye eşlik eden duyguyu bulup yansıtın..“ kızmışsın.. v.b..”

11- Eğer siz sorunun bir parçasıysanız kabul edin. Paylaşılmadığı sürece çözüm güçleşir.

12- Olumlu davranışları vurgulayın.

13- Gevşeme egzersizleri yapılabilir. (Nefes egzersizleri veya bedeni rahatlatıcı birkaç küçük etkinlik)

14- Hayal tekniği kullanılabilir.

15- Müzik kullanılabilir.(Özellikle rahatlatıcı, klasik veya meditasyon müzikleri)

16- Bireyin enerjisini sevdiği bir aktiviteye yönlendirin.

17- Her zaman O’na yardım etmeye hazır olduğunuzu iletin, böylece öfke kontrolü kolaylaşır.

18- Eğer öfke durumundaki kişi sizseniz sevdiğiniz, güvendiğiniz birileriyle yaşanılanları paylaşın.

19- Gülün, kahkaha, çığlık atın, isterseniz ağlayın.

20- Yaşanmakta olan sorunun hızlı bir biçimde değerlendirilmesini yapın.

21- Kaynağını araştırıp bulmaya çalışın. Tüm bunların başarılması için “Öfke Günlüğü” tutun.

Öfke Kontrol Yöntemleri

Bilişsel Yöntemler

Nerdeyim? Kimlerleyim? Neler oluyor? Zihnimden neler geçiyor? Olaya nasıl bir anlam verdim? Beklentilerim neler?Neler yapıyorum?

Günlük yaşamda, zamanı dondurup kendimizi değerlendirmemiz mümkün değil kuşkusuz. Ancak bu soruların tümünü olmasa bile, hiç değilse 2-3 tanesini kendimize sorabileceğimiz 15 saniyelik bir mola, tepkilerimizi yumuşatacak ve daha az öfkeli olmamıza yardımcı olacaktır.

Problem Çözme

Sizi öfkelendiren bir durumla karşı karşıya olduğunuzda, bunu sadece bir problem olarak düşünüp bir isim koymaya çalışabilirsiniz. İsimlendirdiğiniz problemi çözmeye çalışmak, ad koyamadığınız ve duygusal boyutu ile mantıksal boyutunu ayrıştıramadığınız bir sorunu çözmekten daha kolaydır. Şimdi önce isim verme ve problemi tanıma sürecine bakalım:

1.) Problemi Belirleme

- Problem hakkında bilgi toplama,

- Problemi alt problemlere indirgeme,

- Problemin bir yönünü seçip somutlaştırma,

- “Bu neden bir problem?” sorusuna cevap arama,

- “Kimin için bir problem?” sorusu üzerinde düşünme,

- “Bu probleme benim katkım ne?” (Bu konunun problem olmasına nasıl bir katkıda bulundum?) sorusu üzerinde düşünme,

- “Başka kimin katkısı var?” (Bunun problem haline gelmesinde içten içe suçladığım birileri var mı, kimler?) sorusu üzerinde düşünme,

- “İdeal çözüm ne olurdu?” sorusuna cevap arama,

- “Nasıl bir sonuçla yetinebilirim?” sorusunu cevaplandırma.

İlk aşamada bu sorular üzerinde düşünerek, detaylarıyla birlikte problemin farkına vardıktan sonra ikinci aşamaya geçilebilir. Bu aşamaların tümünü mümkünse yazarak yapmak çok yararlı olacaktır. Sorunun tümüyle üstesinden gelene kadar yazdıklarınızı atmayın ve özellikle değerlendirme aşamasında tekrar onlara göz atın.

2. )Seçenek Listesi:

- Tüm seçenekleri sıralama: Aklınıza gelen ve çözüme yararı olabilecek tüm seçenekleri (saçma bile olsa) düşünün ve kaydedin.

- Listenize “kaçma” (görmezden gelme) seçeneğini yazmayı unutmayın. Bu çok doğal bir tepki ve sizin hakkınız.

- Kabullenme seçeneği de listenizde bulunması gereken alternatiflerden biri. Bazı sorunlar (özellikle sizin dışınızdaki insanların kişilikleriyle ilgili olanlar) çözülemeyebilir ve bu noktada durumu olduğu gibi kabullenmek çok gerekli ve rahatlatıcı bir çözüm yolu olabilir.

- Tüm seçenekleri sıraladığınız yazılı bir listeniz olsun.

3. )Plan Yapma:

- Seçenek listenizin tüm alternatiflerini inceleyin ve aklınıza yatan, içinize sinen bir tanesi üzerinde karar verin.

- “Karar verdiğim seçeneği nasıl gerçekleştirebilirim?” sorusunu sorun kendinize ve buna verdiğiniz cevapları yazın.

- İhtiyaçlarınızın listesini çıkarın. “Bu sorunu, bu yolla çözmek için ne(lere) ihtiyacım var?” diye sorun kendinize ve ihtiyaçlarınızı sıralayın.

- Plan yapma aşamasında karşılaşacağınız engelleri de tahmin etmeye çalışmak yararlı olacaktır. “Beni ne engelleyebilir?” sorusunu sorun kendinize ve engel olarak karşılaşma olasılığınız olan her noktayı yazın.

- Bunlardan sonra kendinize bir eylem planı oluşturun. Yapacağınız her şey, yazılı olarak, adım adım belirlenmiş olsun.

4. )Değerlendirme:

- Planınızı uygulamaya başladığınız andan itibaren değerlendirme yapmanız yararlıdır. Arada durup “Durum ne yönde değişti?” sorusuna cevap arayın.

- Bulduğunuz çözümün size neye malolduğunu kendinize sormanızda büyük yarar var. “Bana neye maloldu? Kazançlarım, kayıplarım neler?” sorularına cevap bulmaya çalışın. Bu sorulara verdiğiniz yanıtlar olumluysa planınızı uygulamayı sürdürebilirsiniz. Ancak size çok şeye malolduğuna ve kaybettirdiklerinin kazandırdıklarından çok olduğuna karar verirseniz ikinci aşamaya geri dönüp, yeni bir çözüm yolu bulmakta yarar var demektir. Bu durumda yeni bir plan yapıp uygulamak uygun olabilir.

• Yaptığınız planı uygularken elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın, ama yanıtları hemen bulamıyor ve sonuca hemen ulaşamıyorsanız kendinizi cezalandırmayın. Eğer soruna iyi niyetle yaklaşır, çabalar, “ya hep, ya hiç” tarzı düşünmez, elinizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ederseniz, sabrınızın taşma ihtimali de düşük olur.

• Bazen kızgınlık ve engellenmişlik duyguları, yaşamdaki gerçek ve kaçınılmaz sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. “Her problemin bir çözümü vardır!” şeklindeki kültürel inançlarımız da, çözüm bulamadığımızda bu engellenmişlik duygularını artırır. Kızgınlık duyguları böyle durumlarda yaşanan doğal ve sağlıklı duygulardır. Böyle durumlardaki en yararlı tutum, önce durumu değiştirip değiştiremeyeceğimizi araştırmaktır. Değiştirebileceğimiz bir şeyse çözüm yolları araştırılabilir ve yukarıda anlatıldığı gibi bir planlamayla problem çözme teknikleri kullanılabilir. Değiştirilemeyecek bir durumsa, çözüm üzerinde odaklaşmak yerine, en iyi strateji, sorunla yüzleşmek ve kabullenmektir.

Önerilerimizi Gerçek Hayattan Örneklendirelim:

• Zamanlama: Eğer sevdiğiniz biriyle belli konuları belli saatlerde konuşuyorsanız ve bu konuşmalar da hep tartışma ile sonuçlanıyorsa, bu tür konuları konuşma saatinizi değiştirin. Belki yorgun, dikkatsiz oluyorsunuzdur ve belki sadece zamanlama hatasından sinirleniyorsunuz ve tartışma çıkıyordur.

• Kaçınma: Eğer babanızın televizyonda maç izlerken sinirli olması sizi de etkiliyor ve sinirlendiriyorsa, o saatte odanıza çekilin. Sizi öfkelendiren şeylere bakmaktan kendinizi alıkoyun. “Ama öfkelenmemem için babamın bağırıp çağırmaması lazım” demeyin. Konu şu anda bu değil. Konu kendinizi olabildiğince sakin tutabilmeniz.

• Alternatifler bulma: Eğer her hafta sonu arkadaşlarınızla buluşmaya giderken yoldaki trafik sizi engellenmişlik ve öfke duyguları içinde bırakıyorsa, bunu çözmeyi iş edinin. Elinize bir harita alıp aynı yere farklı, belki daha uzun ama daha rahat, manzaralı, hoş bir yoldan gitmeyi ya da evden daha erken/geç çıkmayı deneyin.

Uzman Psikolog Nilüfer Şişman